4 Şubat 2013 Pazartesi

PERİTO MORENO GLASSİERİ


Sabah saat  8:00 de kalkarak, hostelde fiyata dahil olan kahvaltımı yaptım.Tabii ki reçel,yağ,kızarmış ekmek ve kahve.Buna da şükür, bazen bunları da bulamadan, kahvaltı yapmadan çıktığım çok oldu.Biraz da hostelin taraçasında sabah keyfi yaptıktan sonra, saat 9:30 da otogarda oldum.Otobüs full turist dolu olarak zamanında kalktı.45dk. yolculuk sonrası milli park girişinde park giriş ücretini ödedik.Şili’de de bizdeki gibi turiste ayrı, kendi vatandaşlarına ayrı para alıyorlar.Mesela bu parka giriş için ben 100.000 ar pesosu öderken, kendi vatandaşı 15:000 ar pesosu ödüyor.Yani arada bayağı bir fark var.Park girişinden geçtikten sonra bir seyir yerinde Perito Moreno Glassier’inin uzaktan fotoğraflarını çektik.Biraz daha yol alarak, feribotla tur alanları bir rıhtımda bıraktıktan sonra biz kalanlar saat 11:30 gibi buzula çok yakın seyir alanında otobüsten indik.Otobüs dönüş için saat 15:30 da yine aynı yerden bizi alacaktı.Yani 4 saat vaktimiz vardı.Seyir tepesine güzel bir restoran,tuvaletler ve çok güzel metal merdivenlerle 3-4 yürüyüş yolu yapmışlar.Zorluk durumuna göre girişe bir harita koymuşlar, istediğin yoldan yürüyerek buzulun yanına kadar yaklaşarak, orada bulunan seyir balkonlarından fotoğraflar çekebiliyorsun. Başlangıçta hava hafif yağmurluydu, daha sonra açtı.Ama rüzgar hiç durmadı, insanı uçururcasına devamlı bir rüzgar vardı.Vakit olduğu için, bendeniz bütün yürüyüş yollarından yürüdüm ve bütün balkonlardan defalarca fotoğraf çektim.Gerçekten insan kendine hakim olamadan devamlı fotoğraf çekmek istiyor.Herhalde fotoğrafları tekrar seyrederken biraz sıkıcı olacak.Buzuldan arada sırada gelen çatırdama sesleri insanları hemen o tarafa doğru yönlendiriyor.Bazıları saatlerce ellerinde kamera buzuldan bir parçanın ayrılıp, göle düşmesini çekmek için balkonlarda bekliyorlar.Perito Moreno Glassier’i 60m yüksekliğinde, ön cephesi 5km. genişliğinde ve arkaya doğru uzunluğu ise 14km.Bu nedenle görsel olarak diğer gördüğüm Viedma Glassier’inden daha etkileyici.Bunun ağzı daha geniş bir alana yayılıyor.İkisininde görüntüsü farklı.Balkonlardan birinde, dünden hazırladığım sandviçimle meyve suyumu içerek, karnımı da doyurdum.Zamanım nasıl geçti anlamadan, saat 15:30 da tekrar otobüse binerek Calafate’ye geri döndük.Herhalde bıraksalar daha kalırdım.Kasabaya dönünce, buranın çok merak ettiğim calafate dedikleri bir meyvesi var.Her yerde onun likörünü, reçelini satıyorlar.Kendisini göremedim, herhalde mevsimi değil.Resimlerden biraz bizim blueberry’e benziyor gibi.Ama bir dondurmacıdan onun bir top dondurmasını alarak merakımı gidermiş oldum.Hafif mayhoş bir tadı var galiba.Biraz da parkında vakit geçirdikten sonra hostelime döndüm.Zira buralarda Pazar günleri her yer kapalı oluyor ve sokaklarda kimseler olmuyor.Tipik küçük kasaba durumları.Öğlen yediğim domates,salatalık ve peynirli sandiviçleri biraz abartmışım herhalde, zira canım hiç yemek istemiyor.Bu nedenle marketten bir dilim karpuz alarak, akşam yemeğimi de halletmiş oldum.Üstüne bir bardak ta çay yaptım ve yine bu satırları yazmaya oturdum.Yarın sabah otobüsü ile Puerto Natales’e, yani tekrar Şili’ye gideceğim.Oradan daha da güneye Magellan Boğazını geçerek, Usahia denen kıtanın en uç noktasını da görüp, tekrar yukarı doğru çıkacağım.Şu küçücük dünyada gezilip, görülecek ne çok yer var.

                                                                            03/02/2013  Pazar
 
 
 
 
 
 
 

Hiç yorum yok: